Futbolun Gölgesinde Kan: Dört Günlük Savaşın Son Saati

instagram 1969 18 temmuz

18 Temmuz 1969 sabahı, Tegucigalpa’nın Comayagüela semtinde küçük bir bakkal işleten 52 yaşındaki Rosario Mendoza, her sabah yaptığı gibi tahta kepenklerini kaldırmak için dışarı çıktı. Ama bu sabah her şey farklıydı. Sokak, alışılmış gürültüsünden yoksundu. Seyyar satıcıların sesleri yoktu, çocukların okula koşuşturması yoktu. Yalnızca uzaktan gelen bir radyo sesi — ve o sesin taşıdığı haber: Ateşkes. Nihayet ateşkes.

Dört gün önce, 14 Temmuz’da Honduras ile El Salvador arasında fiilen başlayan çatışma, dünyaya ‘Futbol Savaşı’ olarak geçecekti. Haziran ayında oynanan FIFA Dünya Kupası elemelerinde iki ülkenin taraftarları arasında patlak veren şiddet, aslında yıllardır biriken bir öfkenin fitilini tutuşturmuştu. Honduras’taki Salvadorlu göçmenler — toprak reformu yasaları yüzünden yerlerinden edilen, Honduras’ın kırsal kesimlerine sığınmış yüz binlerce insan — çoktan hedef haline gelmişti. Futbol sadece bahaneydi. Gerçek yara çok daha derindi.

Rosario bunu herkesten iyi biliyordu. Çünkü komşusu Carmen Flores — küçük kızı ve iki oğluyla birlikte üç yıldır bu mahallede yaşayan, her sabah Rosario’nun dükkanından ekmek alan Salvadorlu kadın — dün gece ortadan kaybolmuştu. Kapısı aralık, içeride devrilmiş bir sandalye ve yerde unutulmuş küçük bir ayakkabı. Başka hiçbir şey.

Rosario rafları düzenlerken elindeki konserve kutusu durdu. Radyo spikerinin sesi tiz ve resmi geliyordu: ‘Amerikan Devletleri Örgütü’nün arabuluculuğuyla Honduras ve El Salvador arasında 18 Temmuz 1969 tarihinde ateşkes imzalanmıştır.’ Dört gün sürmüştü bu savaş. Dört gün boyunca El Salvador hava kuvvetleri Honduras topraklarını bombalamış, kara kuvvetleri sınırı geçmişti. Dört gün boyunca her iki taraftan binlerce sivil yollara dökülmüş, evlerini, tarlalarını, komşularını geride bırakmıştı. Tahminler değişiyordu ama söylenenler korkunçtu: İki binden fazla ölü. Yüz binlerce yerinden edilmiş insan.

Dükkanın önünden geçen yaşlı bir adam durdu. Rosario onu tanıdı — mahallenin eski muhtarı Don Aurelio. Adam içeri girmedi, sadece kapıda durdu ve uzaklara baktı.

‘Bitti mi gerçekten?’ diye sordu Rosario, sesi istemsizce kısılarak.

Don Aurelio omuz silkti. ‘Silahlar belki,’ dedi yavaşça. ‘Ama geri kalanlar?’ Başını salladı ve yürümeye devam etti.

Rosario pencereden sokağa baktı. Güneş yavaş yavaş yükseliyordu, Tegucigalpa’nın kırmızı kiremitli çatılarının üzerinde soluk bir altın rengi yayıyordu. Bir yerde bir horoz öttü. Hayat devam ediyordu — bu acımasız, umursamaz, yorulmaz biçimiyle.

Ama Carmen’in küçük ayakkabısı hâlâ Rosario’nun gözünün önündeydi. Savaş bitmişti. Ateşkes imzalanmıştı. Tarih sayfasına bir paragraf düşülmüştü: ‘Futbol Savaşı, 14-18 Temmuz 1969, Orta Amerika.’

Oysa Rosario biliyordu ki bazı şeyler hiçbir ateşkesle kapanmaz. Carmen neredeydi şimdi? Hangi yolda, hangi sınır kapısında, hangi kampta bekliyordu? Soruların ağırlığıyla Rosario kepenklerini sonuna kadar açtı ve içeri döndü. Bugün de ekmek satacaktı. Bugün de hayat sürecekti. Ama bu mahallenin bir komşusu eksikti artık — ve bu eksiklik, hiçbir barış antlaşmasının dolduramayacağı türdendi.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top