Barışın Mürekkebi Kurumadan: Londra’da İmzalanan Antlaşma ve Balkanlar’ın Kırılgan Sessizliği

instagram 1913 4 haziran

4 Haziran 1913 sabahı Londra, o mevsime özgü soluk güneşiyle uyanmıştı. St. James’s Sarayı’nın koridorlarında ayak sesleri yankılanıyordu; diplomatlar haftalar, hatta aylarca süren müzakerelerin yorgunluğunu üzerlerinde taşıyarak son kez masaya oturdular. Kalemler mürekkep hokkalarına daldırıldı. Balkan Savaşları’nı — Osmanlı İmparatorluğu’nu Avrupa topraklarından fiilen süpüren, sınırları yerle bir eden, yüz binlerce insanı yerinden eden o kanlı çatışmayı — resmen sona erdirecek antlaşma imzalanıyordu.

Oda ağırdı. Hava, uzun müzakerelerin bıraktığı o kendine özgü kâğıt ve balmumu kokusuyla doluydu. Büyük güçlerin temsilcileri — İngiltere, Fransa, Almanya, Avusturya-Macaristan, Rusya ve İtalya — yenilgiye uğramış Osmanlı delegasyonuyla aynı masayı paylaşıyordu. Osmanlı İmparatorluğu, Balkanlar’daki topraklarının büyük bölümünü kaybetmeyi kabullenmek zorundaydı; Ege adaları, Makedonya, Batı Trakya… Yüzyıllarca süren bir hâkimiyetin kalıntıları, birkaç maddelik bir metne sıkıştırılmıştı.

Ama Londra’nın o soğuk diplomatik salonunda kutlama yoktu. Çünkü herkes, masanın etrafındakilerin hepsi, içten içe biliyordu: Bu antlaşma bir kapıyı kapatmıyor, yalnızca bir pencereyi aralıyordu. Balkan devletleri kendi aralarında anlaşamamıştı; Bulgaristan, Sırbistan ve Yunanistan arasındaki toprak anlaşmazlıkları çözümsüz kalmıştı. Mürekkep kurumadan, İkinci Balkan Savaşı’nın fitili çoktan tutuşmuştu.

Saraybosna’da ise bambaşka bir sessizlik hüküm sürüyordu. Avusturya-Macaristan’ın hâkimiyeti altındaki bu şehirde, genç milliyetçiler Londra’daki imza törenini öfkeyle izliyordu. Onlara göre antlaşma, Güney Slavların özlemlerini bir kez daha görmezden gelmişti. Gavrilo Princip ve arkadaşları henüz planlarını olgunlaştırıyorlardı; Arşidük Franz Ferdinand’ın Saraybosna ziyareti ise henüz bir yıl ötedeydi.

4 Haziran 1913’te imzalanan Londra Antlaşması, tarihin en kırılgan barışlarından birinin belgesidir. Diplomatlar ellerini sıkıştırırken, Balkanlar’ın toprağına işlemiş çelişkiler, hırslar ve intikam duygusu bir sonraki fırtınayı sessizce örgülüyordu. Barış bazen yalnızca savaşlar arasındaki nefes almadır — ve bu nefes, yalnızca bir yıl sürecekti.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top