
O sabah saat 06:30’da, Omaha Sahili’nin ıslak kumları üzerinde, Atlantik’in soğuk nefesi hâlâ esiyor ve gökyüzü kurşun renginde asılı duruyordu.
Landing craft’ların çelik gövdeleri dalgalarda sallanırken içerideki askerler birbirinin yüzüne bakıyordu — Amerikalılar, İngilizler, Kanadalılar, Özgür Fransızlar. Çoğu yirmili yaşlarındaydı. Çoğu daha önce hiç savaş görmemişti. Metal kapaklar henüz açılmamıştı; ama açıldığında, Normandiya’nın suları onları karşılamaya hazırdı.
6 Haziran 1944. Operation Overlord’un D-Day’i.
General Dwight D. Eisenhower, operasyonun arifesinde — 5 Haziran gecesi — paraşütçü birliklerini uğurlamıştı. Sonradan itiraf edeceğine göre, o geceyi kayıp tahminlerini düşünerek geçirmişti. Müttefik karargâhının bazı hesaplamalarına göre Omaha’daki kayıplar yüzde sekseni bulabilirdi. Eisenhower cebine, operasyonun başarısız olması hâlinde yayımlamak üzere bir not yazmıştı: “Başarısızlık, eğer böyle bir şey varsa, yalnızca benim kararlarıma ve yargıma atfedilmelidir.”
O notu hiç yayımlamadı. Ama o sabahın bedeli ağırdı.
Saat 06:30’da Omaha Sahili’nde kapaklar açıldığında, Alman mevzilerinden açılan ateş ilk sıradakileri anında biçti. Askerler denize atladı — kimileri omuz hizasında suya, kimileri daha derine. Ağır teçhizatlarıyla boğulanlar oldu. Kumluğa ulaşabilenler, sahilin açık genişliğinde hiçbir sığınak bulamadı. O gün Omaha’da hayatını kaybedenler, Normandiya çıkarmasının en ağır bedelini ödeyenler arasındaydı.
Ama beş sahilde — Utah, Omaha, Gold, Juno, Sword — toplamda 156.000’den fazla Müttefik askeri karaya çıktı. Havadan 13.000’den fazla paraşütçü ve planör askeri daha önce inmişti. Denizde 5.000’i aşkın gemi ve çıkarma aracı Manş’ı geçmişti. İnsanlık tarihinin o ana kadar gördüğü en büyük deniz çıkarma operasyonu, o gri sabahın içinde, dalga dalga sahile vuruyordu.
Normaniya’nın kıyı köyleri — Sainte-Mère-Église, Arromanches, Colleville-sur-Mer — o gün tarihin merkezine düştü. Fransız sivillerin bir kısmı bodrumlarda saklanırken, bir kısmı pencerelerin arasından baktı: Deniz doluydu. Gökyüzü doluydu. Ve kumlar, yavaş yavaş, farklı bir renge dönüyordu.
Akşama kadar sahil başları tutulmuştu. Avrupa’nın kurtuluşu — henüz bitmemiş, henüz garantilenmemiş, önünde aylarca sürecek çatışmalar olan bir kurtuluş — o sabah, o dalgaların arasında başlamıştı.
Eisenhower’ın cebindeki not, kullanılmadan kaldı. Ama o sabah kumların üzerinde kalanların isimleri, Colleville-sur-Mer’deki Amerikan Mezarlığı’nda, beyaz mermer taşların üzerinde, bugün hâlâ okunuyor.

